venerdì 28 dicembre 2012

Yavuz Özkan Sineması

Yavuz Özkan, sinemaya 1970'li yıllarda başlamıştı, ilk uzun metrajlı filmleri "Demiryol" ve "Maden" ile gişe başarısı elde eden Yavuz Özkan, 12 Eylül 1980 Darbesi sonrası uzun bir süre Fransa'da göçmen olarak kalmıştı. Yavuz Özkan, Fransa'da kaldığı sürede, dünya sinemasını daha yakından tanıdı, Fransız sinemacılarla çalıştı. Türkiye'ye döndüğü yıllarda, "Yağmur Kaçakları", "Film Bitti" gibi filmler yapan Yavuz Özkan, sinema alanındaki eski ününden farklı, yeni bir sinema tarzı deniyordu. "Büyük Yalnızlık", "İki Kadın", "Ateş Üstünde Yürümek" gibi filmlerini de birbiri ardı sıra yaptı. Yavuz Özkan, uluslararası festivallerde ve ulusal festivallerde bir çok ödül kazandı. Yavuz Özkan'ın filmlerinde oynayan oyuncular arasında, Kadir İnanır, Tarık Akan, Cüneyt Arkın, Halûk Bilginer, Ferhan Şensoy, Mehmet Aslantuğ, Sadri Alışık, Meral Oğuz, Serap Aksoy, Sezen Aksu, Hülya Avşar gibi oyuncular vardır.
Yavuz Özkan, daha sonra, "Yengeç Sepeti", "Bir Kadının Anatomisi", "Bir Erkeğin Anatomisi" gibi filmlerini yaptı.
belgeseller, kısa filmler de hazırlayan Yavuz Özkan, sinema sanatının tüm olanaklarını kullanmak isteyen bir sinemacıdır.
Yavuz Özkan, 1995'te, sinema eğitimi vermek amacı ile "Z-1 Film Atelyesi"ni kurdu, sınavla "gündüz" ve "akşam" eğitimi almak üzere elli kadar öğrenci kabûl eden okul, sinemanın farklı alanlarından onlarca eğitimcinin ders verdiği özel bir sinema atelyesi idi. bu atelyeden yetişen bazı öğrenciler, şimdiden sinema ve TV filmleri yapmış, ödüller kazanmış başarılı sinemacılardır.
Yavuz Özkan, ilk dönem filmlerinde, "sosyal içerik" arayışı içindeydi, "Demiryol"da, demiryolu işçilerinin hayatlarını anlatan Yavuz Özkan, "Maden" filminde madencilerin hayatlarını anlatmıştı. "natüralist" ve "realist" eğilimlerini ilk dönem filmlerinde uygulayan Yavuz Özkan, sonraki dönemlerinde, daha "ruhbilimsel" ve daha "bireysel" eğilimlerle filmler yapmıştı. Yavuz Özkan, günlük hayatın eleştirisi, sosyal ruhbilimsel eleştiri, siyasî kültür eleştirisi gibi eleştiri alanlarını sinema sanatında değerlendirmiş, bir anlamda "eleştirel bir realizm"i önermiştir.
Yavuz Özkan, filmlerinde, renk, görüntü, kamera, ışık yönetimi alanlarında özel bir hassasiyet göstermiş bir yönetmen olduğu gibi, senaryo çalışmalarında yaratıcı denemelere açık, oyuncu yönetimi alanında da oyuncuları ile uyumlu bir yönetmenlik çalışması yapan bir sinemacıdır.
Yavuz Özkan Sineması, tarih, günlük hayat, sosyal eleştiri, insanlık durumları, "imajinasyon yaratıcılığı" gibi temel zeminleri ile, Türkiye'nin sinema tarihinde ilgiye değer bir yer edinmiş bir Sinema'dır. Yavuz Özkan Sineması, her filmde yenilik yapmayı, yeni araçlarla, yeni öykülerle, yeni oyuncularla, yeni düşüncelerle davranmayı seçen bir Yönetmen'in Sineması'dır.
SİNAN ÖNER

mercoledì 28 novembre 2012

Ömer Kavur Sineması

Ömer Kavur, Fransa'da sinema eğitimi almıştı, 1974'lerde. sonra Türkiye'ye geldi, ilk filmlerini yaptı. Ömer Kavur, "Yatık Emine", "Yusuf ile Kenan" filmleri ile ödüller kazanmıştı hemen. sonra, "Ah Güzel İstanbul" filmini yaptı. 12 Eylül 1980 Darbesi ardından, Ömer Kavur, yaptığı yeni filmlerle sinema dünyasındaki saygınlığını kanıtladı, sinemacı olarak uluslararası alanda da başarılar kazandı. "Kırık Bir Aşk Hikayesi", "Gece Yolculuğu", "Anayurt Oteli", sonra da "Gizli Yüz" filmleri ile bir "Ömer Kavur Sineması" meydana gelmiş oluyordu.
Ömer Kavur, edebiyat eserlerinden sinema uyarlamaları yapmaktan hoşlanmıştı, Selim İleri'nin "Kırık Bir Aşk Hikayesi", Yusuf Atılgan'ın "Anayurt Oteli", Orhan Pamuk'un "Gizli Yüz" gibi edebî eserlerini sinemalaştırdı. 
Ömer Kavur nasıl bir yönetmendi? Fransız sinemasından etkilenmesi doğaldı, Paris'te sinema eğitimi alırken, bir çok sinemacı ile tanışmış, çalışmıştı. bu açıdan, sinemasında, örneğin oyunculara yönelmesi, daha çok oyuncularının oyunculuk gücüne güvenmesi, Fransız sinemasından aldığı bir alışkanlık idi. sonraları, fotoğraf sanatına, mekân araştırmalarına daha çok ağırlık vermesi de, Fransız sineması ile daha mesafeli bir ilişki kurmasına bağlıydı. Ömer Kavur, bir sinema felsefesine sahip bir yönetmendi, yıllar geçtikçe, sinema felsefesini geliştirdi, derinleştirdi. Ömer Kavur'un sinemasında, psikolojik eleştiri ve analiz, sosyal eleştiri ve analiz, sinemasal hassasiyetler, sinema araçları ile -örneğin kamera ile- yaşadığı deneyimler vardır.
Ömer Kavur'un oyuncuları arasında, Kadir İnanır, Müjde Ar, Hümeyra, Macit Koper, Aytaç Arman, Zuhal Olcay, Fikret Kuşkan, Mehmet Aslantuğ gibi oyuncular vardı. Ömer Kavur, seçtiği sinema ekibiyle uyumlu bir sinemacı idi, görüntü yönetmenleri, kameramanları, kurgucuları, dekorcuları, kostümcüleri, ışıkçıları ve set ekibi ile, "Ömer Kavur Sineması", yıllarca etkileyici bir sinema olarak yaşadı. Ömer Kavur, sinema sanatının teknik ve estetik güçlerini sonuna dek kullanmıştı, bazı filmlerinde daha mütevazi bir seçim yaparken, çoğu kez, ayrıntılarına değin ustalığını yansıtmıştı sinemasında. 
"Ömer Kavur Sineması", Türkiye'nin ve dünyanın 20. Yüzyıl'daki tarihinde saygın bir yer edinmeyi başarmıştır. Paris'te bir sinema okulu öğrenciliği ile başladığı sinemacılığında, Ömer Kavur, hiç bir etik ve estetik yanlışa kapılmadan yaşamayı bilmişti, hem gerçek yaşamında, hem de sinema yaşamında, içtenlikli, dürüst, özeleştirel ve akılcı bir insandı.
SİNAN ÖNER     

mercoledì 13 giugno 2012

Tarık Akan Sineması

Tarık Akan'ın ilk filmleri, "romantik komedi" filmleriydi. Filiz Akın'la, Emel Sayın'la, başka aktrislerle yaptığı ilk filmlerde, Tarık Akan, "aşık genç" karakterini canlandırmada bir anlamda ustalaşmıştı.
daha sonra, Zeki Ökten'le, Yılmaz Güney'le, Şerif Gören'le, Yavuz Özkan'la, Atıf Yılmaz'la çalışmaya başlayan Tarık Akan, "Sürü" ve "Yol" filmleri ile uluslararası ödüller kazandı, oyunculuğunda farklı bir aşamaya geçti.
Tarık Akan, "romantik komedi"den "sosyalist gerçekçi" filmlere yönelmişti, sosyal hareketlerin dünyada yayıldığı ve güçlendiği bir dönemde, "Tarık Akan Sineması", sinema salonlarına sığmayan halk kitlelerinin bağlandığı, sevdiği, izlediği bir "sinema gerçeği" idi.
Tarık Akan, Atıf Yılmaz'la, Atıf Yılmaz'ın son filmlerine kadar çalışmıştı. "Atıf Yılmaz Sineması" ile kurduğu "disiplinli" bağı hep korudu Tarık Akan.
Tarık Akan'ın "Yılmaz Güney Sineması" ile de "disiplinli" bir bağ kurduğu, bu yönde başarılar kazandığı da bir "sinema gerçeği" idi.
Yılmaz Güney, Tarık Akan'ın bir anlamda öğretmenlerinden biri olmuştur, hem oyunculukta, hem de daha çeşitli özellikleri ile sinema sanatında.
Tarık Akan'ın, öteki aktörlerle ve aktrislerle işbirliğini ve dostça çalışmalarını hatırlamak doğal. Tarık Akan, Tuncel Kurtiz'le, Yaman Okay'la, Necmettin Çobanoğlu'yla, Halil Ergün'le, Kadir İnanır'la, Cüneyt Arkın'la, Yavuzer Çetinkaya'yla, Türkân Şoray'la, Melike Demirağ'la, başka aktör ve aktrislerle bir anlamda arkadaşlıklarını hiç bozmadan sinema çalışmalarını sürdürmüştür. "Tarık Akan Sineması", "kolektivist", "sosyalist", "gerçekçi", "akılcı" özellikleri ile vardır, yönetmen-oyuncu ilişkileri açısından da, aktör-aktris ilişkileri açısından da, senarist-oyuncu ilişkileri açısından da ve yapımcı-oyuncu ilişkileri açısından da.
"Tarık Akan Sineması", Cannes Film Festivali'nde, başka uluslararası film festivallerinde ödüllendirilmişti. "Oscar Ödülü", "Tarık Akan Sineması"na hâlâ verilmedi, ama, belli olmaz, Tarık Akan yaşıyor, yeni filmleri ile "Oscar Ödülü" kazanması da olasıdır.
SİNAN ÖNER