Yılmaz Güney Sineması ile başlayalım!
Yılmaz Güney, 1937'de Urfa'nın Yenice Köyü'nde doğmuş, sonra da Adana'ya taşınmışlar, üniversite yıllarına kadar Adana'da kalmış.
Yılmaz Pütün -sonradan Yılmaz Güney-, İstanbul Üniversitesi İktisât Fakültesi'nde okudu, okurken de, şiirler, öyküler, denemeler yazdı, yayınladı.
sonra, Adana'da çalıştığı Kemal Film'in de yardımı ile, İstanbul'un sinemacıları arasında yer aldı, Atıf Yılmaz Batıbeki ile, Ömer Lütfi Akad ile çalıştı, yönetmen asistanlığı, oyunculuk, senaristlik, yapımcı asistanlığı yaptı.
Yılmaz Güney'in sinema alanında çalışmaya başladığı yıllarda, Türkiye'de çok film çekilmekteydi, yılda 150-200 kadar sinema filmi tüm ülkedeki salonlara dağıtılıyor idi.
ama, Yılmaz Güney, yayınladığı bir öykü nedeniyle yargılandı, bir süre cezaevinde kaldı, sinema hayatı bir süre ertelenmiş oldu. Yılmaz Güney, cezaevi sonrası da askere gitti, askerlik yaptı.
askerlik sonrası, Yılmaz Güney, tüm enerjisi ile sinema sanatı'nda yerini aldı. Yılmaz Güney, Yönetmen'di, Oyuncu idi, Senarist idi, Yapımcı idi.
Yılmaz Güney Sineması, Onat Kutlar'ın da yazdığı ya da söylediği gibi, dünya sineması'ndan yararlanmış, Amerikan Sineması'nın, İtalyan Sineması'nın, Sovyet Sineması'nın getirdiklerini hazmetmiş, Türkiye'deki sinema deneyimlerinden öğrenmiş, aynı zamanda başka sanatsal deneyimlere de bağlanmış bir sinema idi. Yılmaz Güney, iyi bir Şâir, iyi bir Öykücü, iyi bir Romancı, iyi bir Denemeci idi. Yılmaz Güney Sineması'nın senaryo açısından kusursuzluğu ya da özellikleri, Yılmaz Güney'in Türkçe'deki ustalığının bir anlatımı idi.
Yılmaz Güney'in "Alageyik" filmi, yedi yaşımda, ilk izlediğim sinema filmi idi.
"Alageyik", Atıf Yılmaz'ın da filmleştirdiği, Yaşar Kemal Göğceli'nin bir öyküsünden uyarlama idi.
Yılmaz Güney, "Alageyik" gibi filmlerinde, Amerikan Western Filmleri'nden esinlenmiş, atları, sinema oyuncusu gibi yönetmiş bir Yönetmen idi.
Yılmaz Güney'in "Kızılırmak Karakoyun", "Seyyithan", "Hudutların Kanunu" gibi filmleri, 1960'lı yıllarda, Lütfi Akad ile ya da yalnız başına yaptığı filmlerdi, bu filmlerde, Lütfi Akad'ın ustalığı hissedilir.
daha sonra, Yılmaz Güney, "Baba"yı, "Umut"u, "Umutsuzlar"ı, "Ağıt"ı yapmıştı, 1970, 1971 yıllarında.
Yılmaz Güney Sineması, kentlerdeki sosyal dramları işlemeye başlamıştı, işçilerin, köylülerin, kentli yoksulların yaşadıklarını öyküleştirmişti Yılmaz Güney, bir anlamda Romancı Yılmaz Güney'in Yılmaz Güney Sineması'na hükmettiği bir dönem idi.
Yılmaz Güney, daha sonra, "Arkadaş"ı, "Endişe"yi, "İzin"i, "Zavallılar"ı, "Acı"yı yapmıştı, her biri ustaca yönetilmiş iyi filmler!
Yılmaz Güney, 1969'da evlendiği Fatoş Güney ile, Adana'da, film çekmeye gittiğinde, Yumurtalık'da, bir memûrun küfürlü saldırısına muhatap kalır, memûru vurmak zorunda kalır, memûr ölür. film çekimleri sırasında olmuş bu vak'a ile, Yılmaz Güney, -yeğeni'nin cinâyeti üstlenmesini kabûllenmez-, yargılanır, cezaevinde mahkûm olarak, 10 yıl kadar hapsedilir. aslında, Yılmaz Güney, meşrû bir yanıt vermiştir, küfürlü saldırı'yı yanıtsız bırakması, büyük sinemacı'ya zaten uymayacağı için, bir anlamda bir tuzağa kurban edilmiş, hapse düşürülmüştür.
Yılmaz Güney, cezaevindeyken, romanlar, öyküler, denemeler, şiirler yazar!
Yılmaz Güney, senaryolar yazar, Zeki Ökten, Şerif Gören, Atıf Yılmaz gibi yönetmenlere senaryolarını iletir, senaryoları filmleştirilir.
"Sürü", Yılmaz Güney'in senaryosu ile yapılmış, Zeki Ökten'in yönettiği bir film'dir, tüm dünya'da izlenmiş, ödüller kazanmış bir sinema filmi'dir.
Yılmaz Güney, siyasî sinema alanındaki ustalığını, senaryoları ile de kanıtlamış, ya da bir çok sinemacı'ya yaptığı öneriler, yardımlar ile sürdürmüştür.
12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında, Yılmaz Güney, daha farklı bir sinema anlayışını uygulamaya yöneldi.
bir süre cezaevinde kaldıktan sonra, Isparta Cezaevi'nden aldığı bir izin sonrasında, Türkiye'yi terketti.
"Yol" filmini, Şerif Gören yönetmiş, senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılmıştı.
Yılmaz Güney, Cannes Film Festivali'nde, "Yol" filmi ile büyük ödül kazandı, 1982'de, ödül töreni'nde, Cannes'da yerini aldı. Yılmaz Güney, Cannes Büyük Ödülü alırken, aynı ödülü, Yunan Yönetmen Costa Gavras da, "Kayıp" filmi ile almıştı, böylece, Yılmaz Güney Sineması ile Costa Gavras Sineması, Cannes'da kesişmişlerdi.
Yılmaz Güney, bir süre sonra hastalandı, "Bayram", "Duvar" filmlerini hastayken yaptı, 1984'de, 47 yaşında vefât etti, Paris'de Pere Lachaise Mezarlığı'na gömüldü.
Yılmaz Güney, 47 yıllık kısa hayatında, 115 kadar sinema filmi yapmış bir Sinemacı idi!
47 yılda, romanlar, öyküler, şiirler, denemeler, senaryolar yazdı Yılmaz Güney, 10 yıl cezaevinde kaldı, 3 yıl da sürgün'de kalmıştı.
Yılmaz Güney'in asistanlığını ya da oyunculuğunu yaptığı, Ömer Lütfi Akad, Atıf Yılmaz Batıbeki, Halit Refiğ, yıllar sonra, derslerini aldığım yönetmenlerdi, Yılmaz Güney'den pek bahsetmedik ama, Yılmaz Güney'in de içinde yaşadığı sinema tarihimizi anmıştık.
Yılmaz Güney'in öykülerini yayınlayan Vedat Günyol'u da çok kez dinlemiştim, bir akşam da evinde misafiri olmuştum. Vedat Günyol, bir Çevirmen'di, Fransızca Öğretmeni idi, bir Denemeci idi, Yılmaz Güney'e yardımları olmuş bir Yayıncı idi.
Yılmaz Güney'in, Yaşar Kemal Göğceli'ye, Orhan Kemal'e, Kemal Tahir'e, Fakir Baykurt'a bir sempâtisi vardır, romancılığını da bu büyük yazarları okurken yaratmış bir Yazar'dır, yazdığı "Boynu Bükük Öldüler" romanı ile Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştı Yılmaz Güney. Yaşar Kemal Göğceli'den uyarladığı eserleri de, Yılmaz Güney'in Yaşar Kemal Göğceli'ye duyduğu saygıyı kanıtlar.
Yılmaz Güney, gençlik yıllarında, "A Dergisi"nde yazdıklarını yayınlamış, "A Dergisi"nin yayınlanmasında yer almıştı, Erdal Öz, Onat Kutlar, Ülkü Tamer, Adnan Özyalçıner, Kemal Özer gibi Şâir ya da Yazarlar ile.
Yılmaz Güney Sineması, bir çok açıdan yenilikçi bir sinema idi, oyuncu yönetimi, montaj yönetimi, kamera yönetimi, çevre tasarımı, kostüm tekniği ya da gücü, senaryo ustalığı gibi açılardan, Yılmaz Güney Sineması'nda kusur bulmak neredeyse mümkün değildir.
Yılmaz Güney Sineması'nın eserleri, Yılmaz Güney Vakfı'nca korundu, korunuyor, Fatoş Güney'in yönetiminde, filmleri teknik açıdan yenilendi, temizlendi, renk ya da ses kaliteleri kontrol edildi, yenilendi.
Yılmaz Güney Sineması ile başladım, iyi de oldu, Yılmaz Güney Sineması, izleyicisi ile, tarihsel bir atmosfer'de bir araya gelen bir sinema'dır, geçmiş'e bağlanır, geleceğe yönelir.
Yılmaz Güney'in 115 filminden izlediğim filmleri, sanırım 25 kadardır, şimdiki tahminim ile. "Alageyik", "Seyyithan", "Hudutların Kanunu", "Kızılırmak Karakoyun", "Baba", "Umut", "Umutsuzlar", "Ağıt", "Acı", "Arkadaş", "Sürü", "Yol", gibi büyük filmleri dışında, "gangster" filmleri gibi filmleri arasında, izlediklerim az değildir.
SİNAN ÖNER