lunedì 12 luglio 2010

Türkân Şoray Sineması

Türkân Şoray Sineması, Türkiye'deki sinema akımları arasında mutlaka anılması gereken bir Sinema!
Türkân Şoray, Yılmaz Güney'in sinema yapmaya başladığı yıllarda ilk oyunculuk denemeleri yapmıştı, Atıf Yılmaz'ın, Halit Refiğ'in, Lütfi Akad'ın, Metin Erksan'ın, Osman Fahri Seden'in destekleri ile, daha bir çok yönetmen, Türkân Şoray'ı oyunculuk alanında desteklediler, seyirci'nin Türkân Şoray'a sempâti beslediğini hissettiler.
Türkân Şoray, hâlâ sinema yapıyor, belki 50 Yıl'ı geçti sinema deneyimleri.
Türkân Şoray'ı ilk kez çocukluk yıllarımda izlemiştim, hemen sevdim, bir daha hiç uzaklaşmadım Türkân Şoray'dan. Amerikan Sineması'nda Ava Gardner'ın, İtalyan Sineması'nda Gina Lollobrigida'nın oynadığı rolü, Türk Sineması'nda Türkân Şoray oynamıştı.
Türkân Şoray'ın öyle çok filmi vardır ki, hangi filmi'nden bahsetsem diye soruyorum!
"Selvi Boylum Al Yazmalım", çok sonra, sanırım 1979'da, Atıf Yılmaz'ın Sovyet Kırgız Yazar Chinghiz Aitmatov'un eserinden yaptığı uyarlama idi, film'de, Türkân Şoray, Kadir İnanır, Ahmet Mekin oynamışlardı. "Selvi Boylum Al Yazmalım", bir çok ödül kazanmıştı. Türkân Şoray, film'de, bir yol inşâatı ustası'nın bir çocuklu karısı rolü'nde idi, Ahmet Mekin, usta'yı canlandırıyordu, Kadir İnanır da, inşâat'a gelen bir kamyoncu rolü'nde idi, kamyoncu ile usta'nın karısı arasındaki "yıldırım aşk"a benzeyen "hoşlanma", bir süre sonra bir sorun oldu, usta, karısı'nı eleştirdi, bir seçim yapmasını istedi. Chinghiz Aitmatov, eserinde, sevgi ile emek arasında bir bağ olduğunu anlatmıştı, kamyoncu ile usta'nın karısı'nın yaşadığı, geçici bir "hoşlanma" idi, ama, "evlilik", "hayat", ya da "aile", geçici "hoşlanma"ların eseri değildir, emek esas güç'tür, emek'e bağlanan  bir "evlilik" gerçek bir "evlilik", emek'e bağlanan bir "hayat", gerçek bir "hayat"tır.
Türkân Şoray, Atıf Yılmaz'ın Necâti Cumalı'nın "Mine" eserinden uyarladığı film'de, Cihan Ünal ile oynamıştı. "Mine", Necâti Cumalı'nın Urla'da geçen bir vak'ayı tartıştığı bir öykü idi, bir "zinâ" vak'asının bir anlamda tarihsel ya da sosyal bir yorumlanması idi, "zinâ" gerçekten "zinâ" mıydı, Necâti Cumalı, bir Hukukçu olarak da, "Mine"yi yazmıştı. Türkân Şoray'ın "Mine" filmi'nde "Selvi Boylum Al Yazmalım"daki sorulara da gönderme yaptığı belliydi.
Türkân Şoray, büyük bir bilim kadını'dır bu anlamda, filmleri ile Türkiye'nin sosyal gerçeklerini incelemiş, tartışmış, sosyal tarihsel bir çok sonuç keşfetmiş, yönetmenlerin de desteği ile, Türkiye'deki Kadın'ın ruhsal ya da sosyal özelliklerini anlamış, anlatmıştır.
Süreyya Duru'nun "Ada" filmi de, Türkân Şoray'ın Rutkay Aziz ile oynadığı bir film idi, yine bir Kadın'ın bir anlamda öz sorgulaması'dır "Ada", sosyal tarih'in bir Kadın açısından yorumlanması denemesidir, ama, film bir erkek yönetmen'in, Süreyya Duru'nun eseridir, Türkân Şoray'ın, Atıf Yılmaz'ın kamerası ile yaşadığı sanatsal süreç'te, başka yönetmenler de yer almıştı, Süreyya Duru gibi.
Türkân Şoray'ın oynadığı filmlerin bir çoğunda Atıf Yılmaz Batıbeki'nin yönetmenlik yapması da, Türkiye'nin Sinema Tarihi açısından ilginç bir gerçeğidir.
Atıf Yılmaz, bana da dersler, konferanslar vermiş bir Yönetmen'di, büyük bir adam'dı, sürekli üreten, yazan, sürekli sinema yapan bir adam'dı. Atıf Yılmaz, yine, Türkân Şoray'ı oynattığı "Nihâvend Mucize"nin senaryo çalışmaları sırasında bana dersler vermiş, senaryo'yu bir süre bana da okutmuş, önerilerimi, izlenimlerimi almıştı. "Nihâvend Mucize"yi izlemedim, ama, ödüller kazanmıştı film, Türkân Şoray'ın oyunculuğunun getirdiği bir atmosfer'de.
Türkân Şoray, Yılmaz Güney ile hiç film yapmamıştı!
ama, Tarık Akan, Kadir İnanır, Ahmet Mekin, Cihan Ünal, Rutkay Aziz gibi oyuncular, Türkân Şoray'ın film yaptığı, film yaparken de iyi bir sinema deneyimi yaşadığı oyuncular'dır.
gençlik filmlerini şimdi hatırlamadım birden, ama, Türkân Şoray'ın daha lise yıllarında filmler yapmaya başladığını okurlarım bilmeli, demek ki, özellikle 1963 ile 1982 arasında, Türkân Şoray'ın iyi filmlerini hatırlamak, araştırmak, keşfetmek mümkün. 1980 ile 2010 arasında, Türkân Şoray, "olgunluk çağı" karakterleri yaratmıştı, yönetmenler de ya "olgunluk çağı"nda idiler ya da "yaşlılık çağı" yaşıyorlardı.
hâlâ da, Türkân Şoray Sineması'nın sürüp gideceği izlenimi geçerlidir, yönetmenlik de deneyen Türkân Şoray, yenilikler keşfetmek istediği gibi, tarihsel zenginlikleri de yeniden canlandırmak ya da yaşamak isteyen bir Sinemacı'dır.
SİNAN ÖNER